Hızlı bilgi ve sipariş için 0532 213 6045

Cerrahpaşa Hastahanesinde Minik Bir Çalışma

Aslında bazen gündelik koşuşturmalara öyle bir dalıyoruz ki maneviyatımızı ruhumuzu unutuveriyoruz. Şükretmeyi ,elimizdekilerle mutlu olmayı… Hep daha fazlası, hep daha iyisi, hep daha güzeli… Benim de unuttuğum bir dönemdi, ta ki sevigili Tuğsal Gürtuna beni arayana kadar. Bana Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Hemotolojisi bölümündeki lösemili çocukları bir gün bile olsa sevindirmek ister misin diye sordu, istemez miyim dedim iki çocuk annesi olarak. Telefonu kapattığımda çok heyecanlıydım, hemen bir plan yapmalıydım. Birkaç gün düşündükten sonra onlarla kurabiye süslemenin çok keyifli olacağına karar verdim ve başladım koşturmaya. Fakat imkanlar kısıtlıydı, bunun için özel bir çaba sarf etmem gerekliydi. Yüzlerce kurabiye pişirdim, hepsine önlük hazırlattım,saşçı kepleri aldım ve üzerlerine isimlerini yazdık, onlara sertifika bile hazırladım. Şeker hamurları, merdaneler, kalıplar, kopatlar derken hazırlıklar tamamdı. Canım arkadaşım sevgili Gülay Güleç de bana eşlik etti ve düştük yola. Hastaneyi ve daha sonra bölümü bulduk ve bizi orda Suadiyepark Lions kulübü üyesi arkadaşlar karşıladı. Onlar da çok güzel hazırlanmışalardı. Etkinliğe başlamadan önce çocuklarla biraz vakit geçirdik, hatta ben bir ara balon şişirip onları köpek kılıç kanat gibi şeylere çeviriyordum 🙂  çocuklar önce sevgili Ümit Erdim ve Yağız Avcı’yla playstation oynadılar ve sonra büyük an geldi. Başladık şeker hamurlarına şekiller verip kurabiyeleri süslemeye. Sevgili Ümit Erdim ve Yağız Avcı ve İbrahim Toraman da bize eşlik etti. Tabiri caizse onlara da öğrettik süslemeyi 🙂

Çocuklar öyle heyecanlıydı ki söylediğimiz her şeyi komut olarak algılıyorlardı ve en mükemmelini yapmaya çalışıyorlardı.  Ama kimin elinde serum, kimi tekerlekli sandalyede, kiminin ağzında maske… çok canları yanmıştı, gözlerinden belliydi. Ama gözlerine daha yakından ve daha derinden bakınca içindeki mutluluğu, ışığı, heyecanı, çocuk olayı görüyordunuz. Hele bir Ferhat vardı ki anlatılmaz yaşanır. Çok ama çok sakin, büyük insan olgunluğunda, tek elini kullanamıyor( serumlardan morarmış durumdaydı) ama yine de büyük azimle süsledi kurabiyelerini.  Hepsi de bana göstermek istiyordu yaptıklarını.

Kaç saat geçirdik beraber bilmiyorum. Ümit, Eyşan, Ferhat, Defne, Ahmet Cemal, Rıdvan, Berfin… ve daha göremediklerimiz. Durumu ağır olduğu için yanımıza gelemeyenler… hiçbirini unutmıyacağım.

Hastaneden çıkınca ziyaretime gelecekler, hatta Urfalı Ahmet bana şarkı söyliyecek 🙂

Ordan ayrılırken çok ama çok hüzünlüydüm. Yüreğime yer etti o minik eller. Birkaç gün kendime gelemedim . Şuan ne mi yapıyorum? Yine tipik insanlar gibi hayat koşturmacasına daldım ve şükretmeyi unutuyorum…

 

Mutluluk Kareleri